30 Ağustos 2026, 14:51:06
Dolar 48,2370
Euro 55,9200
Altın 6.908,74
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26°C
Az Bulutlu
Bursa
26°C
Az Bulutlu
Cts 25°C
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 31°C

Bursa’da çiftçi isyanda! Yerli karpuz tarlada çürümeye terk edildi

Bursa’da çiftçi isyanda! Yerli karpuz tarlada çürümeye terk edildi
30.08.2026 12:51
6
A+
A-

BURSA’DA TARLADA BÜYÜK İSYAN! ÇİFTÇİ ÜRETİYOR, ZARAR EDİYOR; KARPUZ DALINDA DEĞİL, TARLADA ÇÜRÜYOR!

Kilosu 2,5 liraya kadar geriledi! Mustafakemalpaşa’da üreticinin emeği toprağa gömülüyor. Aylarca emek, binlerce liralık maliyet ve sezon sonunda hayal kırıklığı… Çiftçinin isyanı büyüyor: “Üretiyoruz ama kazanamıyoruz. Böyle tarım politikası olmaz!”

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde tarım sektörünü sarsan görüntüler ortaya çıktı. Yerli karpuz üreticisi, artan girdi maliyetleri ve dibe vuran ürün fiyatları karşısında adeta köşeye sıkıştı. Kilosu 2,5 liraya kadar gerileyen karpuz, üreticinin hesabını altüst etti. Çiftçi için artık mesele para kazanmak değil; yaptığı masrafı kurtarıp kurtaramamak. Bazı üreticiler, hasat için yeniden masraf yapmanın zararını daha da büyüteceğini belirterek ürününü tarlada bırakma noktasına geldi.

TARLADA EMEK VAR, AMA KARŞILIĞI YOK!

Bir karpuzun tarlaya düşmesiyle sofraya gelmesi arasında aylar süren ağır bir emek var.

Toprak hazırlanıyor.

Tohum atılıyor.

Gübre kullanılıyor.

İlaçlama yapılıyor.

Sulama yapılıyor.

Mazot tüketiliyor.

İşçi çalıştırılıyor.

Hasat için yeniden insan gücü ve araç gerekiyor.

Ürün toplandıktan sonra taşıma ve pazarlama maliyetleri devreye giriyor.

Fakat bütün bu zincirin sonunda üreticinin karşısına çıkan fiyat, emeğinin karşılığını vermekten uzaklaşıyor.

Çiftçinin hesabı ise acı bir tablo ortaya koyuyor: Maliyet yukarı çıkıyor, ürün fiyatı aşağı düşüyor.

Ve sonunda karşımıza şu görüntü çıkıyor:

KARPUZ TARLADA ÇÜRÜYOR!

“HASAT ETSEM ZARAR, BIRAKSAM EMEĞİM GİDİYOR”

Mustafakemalpaşa’da üreticinin yaşadığı krizin en çarpıcı tarafı tam da burada başlıyor.

Çiftçi ürünü yetiştirmiş.

Aylarca beklemiş.

Masraf yapmış.

Borçlanmış.

Emek vermiş.

Ancak hasat zamanı geldiğinde ürünün fiyatı öylesine aşağıya çekilmiş ki, tarladan kaldırmanın maliyeti bile üreticiyi yeniden zarara sokuyor.

Yani çiftçi iki seçenek arasında bırakılıyor:

Hasat edecek, yeni masraf yapacak ve zarar edecek.

Ya da ürününü tarlada bırakacak ve sezon boyunca verdiği emeği kaybedecek.

Bu, sıradan bir fiyat düşüşü değil.

Bu, üreticinin üretimden kopma noktasına geldiğini gösteren ciddi bir tarım alarmıdır.

ÇİFTÇİNİN İSYANI FİYATTAN DAHA BÜYÜK

Mustafakemalpaşa’daki üreticilerin tepkisi yalnızca karpuzun kilogram fiyatına değil.

Asıl öfke, “Bu üretim neden planlanmıyor?” sorusunda düğümleniyor.

Çiftçinin yıllardır dile getirdiği temel sorunlardan biri aynı:

Ne kadar ekilecek, ne kadar üretilecek, hasat döneminde piyasada ne kadar ürün olacak ve üretici bu ürünü hangi fiyattan satabilecek?

Bu soruların cevabı üretim başlamadan verilmediğinde faturası yine çiftçiye çıkıyor.

Bir yıl ürün para etmiyor.

Ertesi yıl çiftçi ekmiyor.

Sonra ürün azalıyor.

Fiyat yükseliyor.

Ardından yeniden yoğun üretim geliyor.

Ve aynı kısır döngü tekrar başlıyor.

Bu sistemin adı sürdürülebilir tarım politikası değil; günü kurtaran ve faturayı üreticiye çıkaran bir düzendir.

MAZOT, GÜBRE, İLAÇ, SU, İŞÇİLİK…

Çiftçinin karşı karşıya olduğu maliyet tablosu her geçen gün ağırlaşıyor.

Mazot maliyeti üretimin her aşamasına yansıyor.

Gübre fiyatları üretim bütçesini zorluyor.

Tarım ilaçları ayrı bir yük oluşturuyor.

Sulama giderleri artıyor.

İşçilik maliyetleri yükseliyor.

Hasat ve nakliye giderleri üreticinin omzuna biniyor.

Ancak ürün fiyatı aynı oranda yükselmiyor.

Tam tersine, üretici hasat döneminde fiyatın aşağıya geldiğini görüyor.

Çiftçinin isyan ettiği nokta tam olarak burası: Giderleri piyasa belirliyor, ancak emeğinin karşılığını yine piyasa koşullarında alamıyor.

“BİZ ÜRETİYORUZ, ZARAR EDİYORUZ; BAŞKALARI KAZANIYOR”

Üreticinin dilindeki en sert soru ise aracılar ve pazarlama zinciriyle ilgili.

Çiftçi, tarladan çıkan ürünün tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği süreçte fiyatın nasıl değiştiğinin sorgulanmasını istiyor.

Üretici açısından tablo son derece net:

Tarlada düşük fiyat.

Raflarda çok daha yüksek fiyat.

Aradaki farkın nereye gittiği ise çiftçinin cevabını beklediği en önemli sorulardan biri.

Çiftçi, “Ben neden zarar ediyorum?” diye sorarken, tarımsal ürünlerin üreticiden tüketiciye uzanan zincirinin bütün aşamalarının şeffaf biçimde incelenmesini talep ediyor.

Çünkü üreticinin ürününden para kazanamadığı, tüketicinin ise aynı ürünü pahalıya aldığı bir sistemde hem üretici hem tüketici kaybediyor.

ANAHTAR PARTİ HEYETİ TARLADA

Yaşanan sorun üzerine Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı Mehmet Akar ve beraberindeki parti yöneticileri üreticilerle bir araya geldi.

Tarlada incelemelerde bulunan heyet, karpuz üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları ve düşük ürün fiyatlarının üretici üzerindeki etkisini yerinde dinledi.

Üreticiler, yaşadıkları sorunları aktarırken özellikle artan üretim maliyetleri ile ürün satış fiyatı arasındaki makasın giderek açıldığını dile getirdi.

Tarladaki tablo, yalnızca bir ürünün fiyatının düşmesi olarak değerlendirilmemesi gereken daha büyük bir sorunu gözler önüne serdi.

Çiftçinin üretim yapabilmesi kadar, ürettiği üründen geçinebilmesi de tarım politikasının temel hedefi olmak zorunda.

“ÇİFTÇİYE ‘EK’ DEMEK YETMEZ!”

Çiftçiye yalnızca “üret” demenin artık yeterli olmadığı görülüyor.

Üreticiye;

Ne ekeceği,

ne kadar ekeceği,

hangi maliyetle üreteceği,

ürününü nereye satacağı

ve

emeğinin karşılığını nasıl alacağı

konusunda öngörü sağlayacak bir sistem gerekiyor.

Aksi halde çiftçi her sezon aynı kumarı oynamaya devam edecek:

Ekecek mi, ekmeyecek mi?

Fiyat düşecek mi, yükselecek mi?

Ürün para edecek mi?

Hasat masrafını kurtaracak mı?

Böyle bir belirsizlik içerisinde tarımsal üretimin sürdürülebilmesi mümkün değil.

BUGÜN KARPUZ, YARIN BAŞKA ÜRÜN!

Mustafakemalpaşa’da tarlada kalan karpuzlar aslında çok daha büyük bir tehlikenin işaret fişeği.

Bugün karpuz üreticisi zarar ediyor.

Yarın başka bir ürün aynı sorunla karşılaşabilir.

Eğer üretici sürekli zarar ederse, bir noktadan sonra toprağa yeniden tohum atmak istemeyecektir.

Çiftçi üretimden çekilirse bunun bedelini yalnızca çiftçi ödemez.

Tüketici öder.

Piyasa öder.

Gıda güvenliği öder.

Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığı öder.

TARLADA ÇÜRÜYEN KARPUZ, TARIM POLİTİKASININ AYNASIDIR!

Mustafakemalpaşa’daki görüntü artık görmezden gelinemeyecek kadar açık:

Çiftçi üretmiş, ancak ürününü satamıyor.

Ürün var.

Emek var.

Alın teri var.

Maliyet var.

Fakat karşılığında yeterli gelir yok.

Bir üreticinin yetiştirdiği ürünü hasat etmekten vazgeçmesi, ekonomik açıdan son derece ağır bir mesajdır.

Çünkü çiftçi ürünü tarlada bırakıyorsa, aslında şunu söylüyor:

“Bu hesabın içinde artık ben yokum.”

İşte asıl tehlike burada.

Çünkü çiftçiyi üretimden koparan bir sistem, kısa vadede ürün fiyatını; uzun vadede ise ülkenin gıda güvenliğini tehdit eder.

ŞİMDİ CEVAP VERİLMESİ GEREKEN SORULAR VAR

Mustafakemalpaşa’daki karpuz üreticisinin yaşadığı kriz üzerinden artık şu soruların açık biçimde cevaplanması gerekiyor:

Üretim neden planlanmıyor?

Çiftçinin maliyeti neden hasat öncesinde dikkate alınmıyor?

Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makası neden bu kadar açılıyor?

Tarlada kalan ürünün ekonomik kaybını kim karşılayacak?

Çiftçinin bir sonraki sezon üretim yapabilmesi nasıl güvence altına alınacak?

Tarım politikası üretim miktarını değil, üreticinin sürdürülebilir gelirini de merkeze alacak mı?

Bunlar artık ertelenebilecek sorular değil.

Çünkü mesele sadece karpuz değil.

Mesele çiftçinin toprağını terk edip etmeyeceğidir.

Mesele Türkiye’nin üretmeye devam edip edemeyeceğidir.

Mesele sofradaki gıdanın geleceğidir.

Ve bugün Mustafakemalpaşa’nın tarlalarından yükselen ses, Bursa’nın çok ötesine uzanıyor:

“ÇİFTÇİ ÜRETMEKTEN DEĞİL, ZARAR ETMEKTEN YORULDU!”

Tarlada çürümeye terk edilen karpuzlar, yalnızca satılamayan bir ürünün görüntüsü değil; üreticinin artık sürdürülemez bulduğu bir sistemin ağır faturasıdır.

Şimdi mesele, çiftçinin ne kadar daha dayanacağı değil; bu düzenin ne zaman değişeceğidir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.